BeyForuM
Eski 10-04-2010, 02:53   #1 (permalink)
BeyForuM
Owner
BeyForuM - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üye Numarası: 1
Üyelik tarihi: Jun 2009
Mesaj Sayısı: 6,031
BeyForuM isimli üye Tecrübe puanını kapatmıştır.
Standart Yelkenli gemiler ve tarihi

Yelkenli gemilerin tarihini anlatmak yalnızca engin denizlerde süzülür gibi giden deniz araçlarının öyküsünü ya da denizlerdeki savaşların tarihini anlatmak değildir elbette. Bu aynı zamanda insanlığın gelişimine başka bir gözle bakmaktır. Karaya bağlı insan uygarlığının bilim ve teknikteki gelişmelerinin denizlere yansıması demek yelkenli gemiler. Binyıllar boyunca yavaş yavaş gelişen insanlık gemilerini de bu gelişime göre yeniden tasarladı. Askeri ve ticari gereksinimler bölgesel koşullar siyasi ve ticari durum gemilerin gelişimini etkiledi. Bronz çağının başlangıcında Akdeniz kıyılarında görülmeye başlayan yelkenli gemiler 18. yüzyıla kadar varlığını sürdürdü denizlerde. Çok uzun

yıllar boyunca gemicilik dendi mi akıllara Akdeniz gelirdi. Gemi yapımı ve denizcilikteki gelişmeler ilerledikçe dünya yavaş yavaş küçüldü. Yelkenli gemiler yeni yeni yerler bulmak isteyen cesur kişileri dünyanın bilinmeyen yerlerine taşıdılar.

Tarihte ilk gemiler büyük kayıklardan başka şeyler değildi. Bunların tarihi o kadar eskiye dayanır ki tarihçiler bu kayıkların ilkin ne zaman nerede ve nasıl ortaya çıktığını tam olarak saptayamamışlardır. İnsanlar ellerindeki doğal

malzemeye göre son derece değişik nitelikte kayıklar yapmışlardı. Ormanlık yerlerde ağaç kütükleri birleştirilmiş bu yolla sal yapılmış ya da kütüklerin içleri oyularak oyma kayıklar elde edilmişti. Ağaçların olmadığı yerlerde bambular ya da Eskimoların yaptığı gibi üzerine deriden yapılmış tulumlar kullanılmıştı. Bu ilk kayıklar dış etkilere çok açıktı ve akıntıların yönüne göre ilerleyebiliyordu ancak. Sonraları basit dallar yardımıyla kayıklara yön vermenin yolu bulundu. Bu dalların yerini zamanla sırık elde kullanılan kürek ve geminin bordalarına dayanarak çekilen kürekler almıştı. Gemilerde direk ve yelken kullanımı ancak MÖ 4000’li yıllarda gerçekleşmişti. Ne var ki bunlardan

da ancak rüzgârın estiği yerlerde yararlanmak olasıydı. Bunun dışında yolculuklarda kürekçiler gemiyi yürütürdü. Bu kürekçiler genellikle köleler ya da kürek mahkumları olurdu. Sonradan daha da gelişen bu tür gemilere kadırga dendi. Kadırgalar 15. yüzyıla değin kullanıldı. Tarihte gemi denebilecek büyüklükte tekneler ilkin Mısır’da çıkıyor karşımıza. Çöllerle yalıtılmış olan Mısır dış dünyayla ilişkisini su yoluyla


sürdürürdü. Bu yönden Nil filosu büyük önem taşır. Gemiler hem ülke içindeki ulaşımı hem de Nübye’yle bağlantıyı sağlardı. Delta limanlarından gemiler Akdeniz’e açılır; Fenike’ye doğru yol alırdı. Eski Mısır’da genel olarak nehir ulaşımı çok ileriydi. Bunu o dönemden

günümüze kalan Mısır vazolarında ve kayalar üzerindeki gemi resimlerinde de görüyoruz. Öteki dünyada tanrılar güneş kayıklarında dolaşırlar; resimlerini taşıyan tahtırevanlar tekne biçimindedir. Taşocaklarından çıkarılan büyük kütlelerin taşınmasında düz mavnalar kullanılır. Bunun yanında yolcular için kamaraları atlar için bölmeleri bulunan yüzen evlere de rastlanırdı. Bunlar Nübye’ye kadar bütün

çölü geçebilirlerdi. Gemiciler gece yol almaktan sakınırlardı. Tekneyi devirip tayfa ve yolcuları timsahlara yem edebilecek güçlü rüzgarlardan da sakınmak gerekiyordu. Firavunun gemileri bu tehlikeleri çok eski zamanlardan beri göğüslemekteydiler. Fenike

gemilerinden çok önce Suriye’ye ya da Somali’ye yol alırlardı. "Denizde batanın öyküsü" adlı destansı yapıt MÖ 2. binyılın başında deniz insanlarının kaygılarını ve umutlarını bakın nasıl dile getiriyor:

"Koca Yeşil üzerinde uzunluğu yüz yirmi dirsek (yaklaşık altmış metre) genişliği kırk dirsek bir gemiyle yola çıkmıştım. Mısır’ın eni yilerinden yüz yirmi denizcim vardı. Denizcilerim gökten başka bir şey görmezken de kara karşısında aslanlardan daha yiğittiler. Rüzgârı daha başlamadan fırtınayı daha patlamadan haber verirlerdi" Firavunun gemileri uçları hafif kalkık ince uzun gövdeli gemilerdi. Ülkedeki keresteden ya da Lübnan’ın sedir ağacından yapılırdı. Trapez biçimli yelkenlerin kullanıldığı gemilerde ayrıca kürekçiler de kürek çekerek geminin ilerlemesini sağlarlar. Gemilerin kıçında bulunan bir kuyruk küreği dümen görevini görür ve gemiye yön vermeye yarardı. Tarihte Mısırlılardan sonra gemi kullanan uygarlık olarak karşımıza Fenikeliler çıkıyor. Fenikeliler kurdukları ticaret kolonileri aracılığıyla bütün Akdeniz’e yayılmışlardı. Koloniler arasında ulaşım ve ticaret gemiler aracılığıyla sağlanıyordu. Bu açıdan baktığımızda


Fenike uygarlığında denizciliğin ve gemilerin ne denli önemli bir yer tuttuğunu görebiliriz. Öte yandan Girit adasında yapılan kazıların sonuçları MÖ 5000’li yıllarda Akdeniz’in doğu kesimlerinde denize açılabilecek ölçüde gelişmiş teknelerin yapıldığını ortaya koyuyor.
Bu konu yada mesaj "www.beyforum.net" sitesine aittir.
BeyForuM isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Tags
gemiler, tarihi, yelkenli

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlı. Şuanki Zaman: 17:50.

-->   Turizm