BeyForuM
Eski 10-04-2010, 02:58   #1 (permalink)
BeyForuM
Owner
BeyForuM - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üye Numarası: 1
Üyelik tarihi: Jun 2009
Mesaj Sayısı: 6,031
BeyForuM isimli üye Tecrübe puanını kapatmıştır.
Standart Sabredenler Ve Şükredenler!!!!

Medine'nin kadınları güleryüzlü, hem de güzeldirler. Ancak Hifa Hatun başka

güzeldir ve bambaşka gülümser.Öylesine sıcakkanlı ve öylesine samimidir ki

kadınlar onu canları gibi severler. Oğlu, abisi, erkek kardeşi olanlar

akraba olmaya kalkar, hatta bazıları beylerine ister. Onu ciddi ciddi

sıkıştırır, araya hatırlıları koyup, izdivaç teklif ederler.Hifa Hatun'un

methi hızla yayılır ve çoook uzaklara gider. Bırakın hekimleri, tüccarları;

vezirler, sultanlar sıraya girer. Ancak o Necaşi gibi bir İmparatoru bile

reddeder sadece ve sadece ALLAH'ın rızasını diler. Ama taliplerin ardı

arkası kesilmez. Kimi ayaklarına halılar serer... Kimi eşiğine cevahirler

döker... Yüz kızıl tüylü deveyi getirip kapısına bağlayanları mı

sorarsınız, yoksa saray anahtarlarını önüne atanları mı? Hifa Hatun bütün

bunlara dönüp bakmaz bile, Efendimizin huzuruna çıkıp"Ey ALLAH'ın Resûlü"

der, "bana cennete götürecek bir şeyler öğretsene." Doğrusu o, Peygamber

Efendimiz'in (sallALLAHu aleyhi ve sellem) 'gündüzleri oruç tut' ya da

'geceleri namaz kıl' gibi bir tavsiyedebulunacağını sanır ama Server-i

Kâinat "Önce evlenmen lâzım" buyururlar "zira bununla dininin yarısını

emniyete alırsın!" Hifa, büyük bir teslimiyetle boynunu büker ve "siz kimi

münasip görürseniz ben ona razıyım" der.Mâlum, o sıradan bir hanım değildir

ve onu nikahına alacak erkeğin de "özel" olması gerekir. Lâkin Resûlullah

(sallALLAHü aleyhi ve sellem) ne kimseye ümid verir, ne de kimsenin ümidini


kırar. Her zamanki gibi basit ve pratik bir çare bulur "yarın sabah mescide

ilk gelenle evlen" buyururlar. Bu teklifi herkesin hoşuna gider, talipler

erken kalkmak için tedbirler düşünür, kendilerince hazırlık yaparlar. Bu

haberi elbette Hazret-i Suheyb de duyar ama dikkate almaz. Zira o fakir ve

kimsesiz biridir. Evi yurdu yoktur ve karnını zor doyurur. Kah ağaç

altlarına uzanır, kâh mescid gölgelerine kıvrılır. Uzun boyuna rağmen o

kadar zayıftır ki, rüzgar sert esse ayaklarını yerden kaldırır. Ama bakın

şu işe ki o gece ALLAHü teâlâ bütün sahabelere derin bir uyku verir, Hifa

Hatun'un talipleri gözlerine çöken ağırlığa yenilirler.Resulullah Efendimiz

(sallALLAHu aleyhi ve sellem) her zamanki gibi imsak sökerken mescide gelir

ve büyük bir merakla talihli sahabeyi bekler. Nitekim mescidin eşiğinde bir

gölge uzar ve Süheyb içeri girer. Resulullah Efendimiz namazdan sonra Hifa

Hatunu çağırtıp neticeyi bildirir. Hazret-i Hifa büyük bir teslimiyetle

kabul eder.Efendimiz güzel bir hutbe okur ve nikah akidlerini yaparlar.

Sonra şanslı sahabeye döner "Ey Süheyb" buyururlar, "şimdi hanımına bir

hediye al ve tut elinden evine götür."Suheyb RadıyALLAHu anh ellerini

çaresizlikle iki yana açar. "İyi ama" diye mırıldanır, "benim ne bir dirhem

gümüşüm, ne de sığınacak evim var." Hifa Hatun kocasının boynunu büktürmez,

ona içinde on bin dirhem gümüş olan süslü bir heybe gönderir ve "filanca


yerdeki köşkümü sana hediye ettim" der. Alemlerin Efendisi çok hislenir

onlara hayır dualar ederler. süheyb, o gün Medine sokaklarında dolanır

durur, akşama doğru utana sıkıla konağa sokulur. Kendisi için hazırlanan

muhteşem sofradan ya bir, ya iki hurma alır ve "Ya Hifa" der, "biliyorum

sen benim için bulunmaz bir nimetsin, ben ise senin için sadece mihnetim.

Ben şükretsem gerek, sen sabretsen gerek. İster misin şu geceyi taat ve

ibadetle geçirelim zira Efendimiz (SallALLAHü aleyhi ve sellem) "Cennette

yüksek bir çardak vardır. Orada yalnız şükredenlerle sabredenler

otururlar." buyurdular. Ve öyle de yaparlar. Seccadelerini gözyaşları ile

ıslatır, kalplerini zikr ile aydınlatırlar. Cebrail Aleyhisselam olup

biteni Resulullah Efendimize anlatır ve onları ALLAHü teâlânın cenneti ve

cemaliyle müjdeler. Ertesi sabah, namazdan sonra Efendimiz Suheyb'i

yanlarına oturtur "Ey Süheyb" buyururlar "geceki halini sen mi anlatırsın

ben mi anlatayım?" Süheyb gözlerini kucağına indirir, zor duyulan bir sesle

"ALLAHın Resulü en iyisini bilir" cevabını verir.Efendimiz onlara "ne mutlu

size" gibilerinden bakar, "İkiniz de cennetliksiniz" buyururlar, "... ve

ALLAHü teâlâyı göreceksiniz!"Süheyb derhal secdeye kapanır ve "Ya Rabbi!"

diye yalvarır, "o ki beni mağfiret ettin, günahlara bulaşmadan canımı al!"

ALLAHü teâlâ bu yanık duayı kabul eder, Suheyb, secdede kalakalır. Mescidde

bulunanlar ağlamaklı olurlar. Resulullah Efendimiz (sallALLAHu aleyhi ve

sellem) "Size daha şaşılacak bir şey söyliyeyim mi? Şu anda Hifa Hatun da

ruhunu Hakka teslim etti" buyururlar. Namazlarını, yüzü suyu hürmetine

yaratıldığımız o yüce Server kıldırır. İkisini yanyana toprağa bırakırlar.

Baş uçlarına küçük bir tahta çakar.Birine "şükredenlerden Suheyb" yazarlar,

öbürüne "sabredenlerden Hifa!"ya rab bizleri sana sürekli sabreden ve

şükredenlerden eyle! Amin...
Bu konu yada mesaj "www.beyforum.net" sitesine aittir.
BeyForuM isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Tags
sabredenler, sukredenler

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlı. Şuanki Zaman: 19:35.

-->   Turizm