BeyForuM
Eski 10-04-2010, 03:01   #1 (permalink)
BeyForuM
Owner
BeyForuM - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üye Numarası: 1
Üyelik tarihi: Jun 2009
Mesaj Sayısı: 6,031
BeyForuM isimli üye Tecrübe puanını kapatmıştır.
Standart Hira'dan Dünyaya Yayılan Nur-10

Davet açığa vuruluyor

İslam'ın nuzulünden bu yana tam üç yıl geçmişti. Üç yıl içerisinde bu davayı omuzlayacak kadrolar eğitilmişti. Bu süre zarfında Muhammed (s.a.v.), gizliliğe çok önem vermiş, tebliğ görevinde çok tedbirli davranmış sadece güvendiği insanlara İslam'ı anlatmıştı.



Fakat artık bu mukaddes davanın herkes tarafından bilinmesinin zamanı gelmişti.



"(Ey Resulüm) Öncelikle en yakın akrabalarını uyar." (Şuara; 214)



Muhammed (s.a.v.) Allah Teala'nın bu emrini nasıl yerine getireceğini düşünmeye başlamıştı. Bir süre evinden pek çıkmadığını gören halaları, başta Hz. Safiye olmak üzere onu ziyaret ettiler. Hz. Muhammed'e durumunu sordular. O(s.a.v.);



"-Benim hiçbir şeyim yok, rahatsız da değilim. Allah bana yakın akrabamı uyarmamı emretti. Akrabalarımı ve kavmimi imana davet etmem gerek bu beni düşündürüyor" dedi.

Halaları:



-Eğer Allah bunu istemişse davet et ve hiç çekinme. Allah'ın emrini yerine getir" diyerek onun yanında yer aldılar.



Hz. Muhammed (s.a.v) yakın akrabalarını, amcası Ebu Talib'in evinde toplamaya ve onları İslam'a davet etmeye karar verdi.



Nihayet o gün gelmişti. Yemekler hazırlanmış akrabaları bir bir gelmeye başlamıştı. Yemekler yendikten kısa bir sonra misafirler kendi aralarında sohbet etmeye dalmışlardı ama yine de Muhammed'in niye kendilerini davet ettiğini merak ediyorlardı.



Hz. Muhammed (s.a.v.) uygun anı bularak, herkesin kendisini görebileceği bir yerde durdu ve:



-Ey akrabalarım! Sizinle bir şey konuşmak istiyorum" dedi.



Bunun üzerine Ebu Leheb öne atıldı ve:



-Ya Muhammed! Bunlar senin yakınların ve amcalarının oğullarıdır, ne konuşmak istiyorsan konuş ama bizden kendi dinimizi bırakıp başka bir dine girmemizi isteme! Senin kavminin Arapların hepsine güç getireceğini bil! Seni tutacakların en layığı benim, sana amcalarının oğulları yeter. Ama üzerine ısrar ettiğin şeyi bırak! Eğer bu şeyi alevlendirmeye çalışırsan, Kureyş oymaklarının senin üzerine çullanması kaçınılmazdır. Araplar da onlara yardım ederler. Ve o zaman amcalarının oğulları sana yardım etmeyecektir. Babasının oğullarına senden daha kötü bir şey getireni ben ömrümde hiç görmedim! dedi.



Ebu Leheb'in bu çıkışı karşısında Resullullah(s.a.v.) çok üzülmüş ve hiçbir şey söyleyememiş, bunun üzerine de kalabalık olduğu gibi dağılmıştı.



Resulullah(s.a.v.)'ın açık davette ilk girişimi böylece başarısız olmuştu. Bu başarısızlık Resulullah(s.a.v.)'ı sarsmadı. Her şeyde bir hayır olduğuna inanan Resulullah(s.a.v.), aradan bir süre geçtikten sonra akrabalarını ikinci bir kez yemeğe davet etti


Misafirler gelmiş ve büyük bir kalabalık oluşmuştu ve kısa bir süre sonra yemeğe geçilmiş herkes bu gün ne olacağını merakla bekliyordu.



Yemekten sonra Resulullah ayağa kalkarak;



-Ey kavmim, beni dinleyin. Hamd, yalnız Allah'a mahsustur. Ben de O'na hamd ederim, yardımı ancak O'ndan isterim. O'na inanır, O'na dayanırım, şeksiz şüphesiz bilmekle beraber size de bildiririm ki Allah'tan başka ilah yoktur, O birdir, eşi ve ortağı yoktur…



Kalabalığın büyük bir bölümü Muhammed(s.a.v.)'i dinlemeye koyulmuştu. Ne garip ki Ebu Leheb ses çıkarmıyordu, sanki ilahi bir kilit ağzına vurulmuştu.



Hz. Muhammed (s.a.v.) konuşmasına Allah'ın birliğini açıklayarak başladıktan sonra ses tonunu biraz daha yumuşatarak konuşmasına devam etti.



-Ey kavmim! Her halde otlak aramaya gönderilen bir kimse gelip ailesine yalan söylemez! Vallahi ben bütün insanlara yalan söylemiş olsam (!) yine de sizlere karşı yalan söylemiş olmam! Bütün insanları kandırmış olsam yine sizi kandırmam. Ey kavmim! Sizi O'ndan başka ilah olmayan Allah'a imana davet ediyorum. Ben de O'nun bütün insanlığa gönderdiği peygamberiyim.



Vallahi siz uykuya daldığınız gibi öleceksiniz, uykudan uyandığınız gibi de dirilecek ve bütün yaptıklarınızdan hesaba çekileceksiniz. İyiliklerinizin karşılığı iyilik, kötülüklerinizin karşılığı da ceza olarak size verilecek. Bu da ya cennette ya da temelli olarak cehennemde kalmaktır!

Ey kavmim! Allah, benden yakın akrabalarımı İslam'a davet etmemi ve ahiret azabıyla korkutmamı istedi. Ve insanlar arasında ahiret azabıyla korkuttuğum ilk sizlersiniz.



Ve susmuştu. Âlem susmuştu. Kalabalıktan ses çıkmıyordu. Resulullah görevini yerine getirmiş, şimdi olumlu veya olumsuz gelecek tepkileri beklemeye başlamıştı. Kalbi heyecanla doluydu, kalabalıktan birkaç kişinin kalkmasını ve "sözlerini benimsediklerini" söylemesini umut ediyordu. Ama kalabalık donmuştu adeta.



Sessizliği Resullullah'ın amcası Ebu Talib bozmuştu. Ayağa kalkarak:



-Ey kardeşimin oğlu! Seni dinlemek ve sana yardım etmek ne güzel bir şeydir! Senin nasihatlerini kabul etmemiz ve sözünü tasdik etmemiz ne güzeldir! İşte bunlar babanın kardeşleridir. Ben de onlardan biriyim. Senin sevdiğin şeyi ben de severim. Emredildiğin şeye devam et. Allah'a yemin olsun ki seni himaye edip koruyacağım. Ancak Abdulmuttalip'in dinini terk etmem için beni yumuşatmaya çalışma. Artık ben onun öldüğü dinde öleceğim.



Ebu Talib son derece yumuşak konuşmuş, Hz. Muhammed'i üzmemek için sözlerine çok dikkat etmişti. Çünkü o, Muhammed'i öz oğullarından daha çok seviyor ve kendi oğlu sayıyordu. Ebu Talib'in yumuşak konuştuğunu gören diğer amcaları ve akrabaları da bu davet karşısında tepki göstermeyerek birkaç söz söyleyip konuyu geçiştirmişlerdi.




Ama Ebu Leheb aniden atılarak:



-Ey Abdulmuttaliboğulları! Bu, vallahi bir kötülüktür. Başkaları onun elini tutup bundan alıkoymadan, siz onun elerini tutup bu boş davadan vazgeçirin! Eğer siz bugün itaat edecek olursanız zillet ve hakarete uğrarsınız ve onu muhafaza etmeye kalkışırsanız hepiniz öldürülürsünüz." dedi.



Ebu Leheb'in bu sözlerine karşılık, Resulullah'ın halası ayağa kalkarak Ebu Leheb'e hitaben:



-Ey kardeşim! Kardeşinin oğlunu ve onun dinini yardımsız, hor ve hakir bırakmak sana yakışır mı? Dedi

Bunun üzerine Ebu Leheb:



-Kureyş aileleri ve onlarla birlikte bütün Araplar ayaklandığı zaman, onlara karşı koyacak bizim ne kuvvetimiz var? Vallahi biz onların yanında yutulacak bir lokma gibiyiz" cevabını verdi.



Başından beri Ebu Leheb'i dinleyen Ebu Talip, sinirlenerek:



-Ey korkak! Vallahi biz sağ oldukça, ona yardım edeceğiz ve onu koruyacağız. Bunu iyi bil" dedi ve sonra mahzun mahzun oturan Resulullah'a dönerek:



-Ey kardeşimin oğlu! Emredildiğin şeyi yap. Allah'a yemin olsun ki biz seni himaye edip koruyacağız" diyerek sözünü bitirdi.

Bu konu yada mesaj "www.beyforum.net" sitesine aittir.
BeyForuM isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Tags
dunyaya, hiradan, nur10, yayilan

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlı. Şuanki Zaman: 21:32.

-->   Turizm