BeyForuM
Eski 10-04-2010, 03:08   #1 (permalink)
BeyForuM
Owner
BeyForuM - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üye Numarası: 1
Üyelik tarihi: Jun 2009
Mesaj Sayısı: 6,031
BeyForuM isimli üye Tecrübe puanını kapatmıştır.
Standart Su kasidesi

KASÎDE DER NA'T-I HAZRET-İ NEBEVÎ (Su Kasidesi)





Saçma ey göz eşkden gönlümdeki odlara su

Kim bu denli dutuşan odlara kılmaz çare su



Âb-gûndur günbed-i devvâr rengi bilmezem

Ya muhît olmuş gözümden günbed-i devvâre su



Zevk-i tiğından aceb yok olsa gönlüm çâk çâk

Kim mürûr ilen bırakır rahneler dîvâre su



Suya versin bağ-ban gülzar-ı zahmet çekmesin


Bir gül açılmaz yüzün tek verse bin-gülzâre su



Ohşadabilmez gubârını muharrir hattına

Hâme tek bakmaktan inse sözlerine kare su



Ârızın yâdiyle nem-nâk olsa müjgânım n'ola

Zayi olmaz gül temennâsiyle vermek hâre su



Gam günü etme dîl-i bîmardan tiğin diriğ

Hayrdır vermek karanû gecede bîmâre su



ıste peykânın gönül hecrinde şevkim sâkin et

Susuzum bu sahrede benim'çün âre su



Ben lebim müştâkıyım zühhâd kevser tâlibi

Nitekim meste mey içmek hoş gelir huş-yâre su



Ravza-ı kûyuna her dem durmayıp eyler güzâr

Âşık olmuş gâlibâol serv-i hoş reftâre su



Su yolun ol kûydan toprağ olup tutsam gerek

Çün rakîbimdir dahi ol kûya koyman vare su



Dest-bûsı arzûsiyle ger ölsem dostlar

Kûze eylen toprağım sunun anınle yâre su



ıçmek ister bülbülün kanın meger bir reng ile

Gül budağının mîzacına gire kurtâre su



Tînet-i pâkini rûşen kılmış ehl-i âleme

ıktidâ kılmış tarîk-i Ahmed-i Muhtâr'e su



Seyyid-i nev'i beşer deryâ-yi dürr-i istifâ

Kim sepiptir mu'cizâtı âteş-i eşrâre su



Kılmak için taze gül-zâr-i nübüvvet revnakın

Mu'cizinden eylemiş izhar seng-i hâre su



Mu'ciz-i bir bahr-i bî-pâyan imiş âlemde kim

Yetmiş andan bin bin âteş-hâne-i küffâre su



Hayret ilen parmağın dişler kim etse istima

Parmağında verdiği şiddet günü Ensâr'e su



Eylemiş her katrede bin bahr-i rahmet mevc-hîz

El sunup urgaç vuzu-ı için gül ruhsâre su



Hâk-i pâayine yetem der ömrlerdir muttasıl

Başını taştan taşa vurup gezer âvâre su



Zerre zerre hâk-i der-gâhına ister salar nûr

Dönmez ol der-gâhdan ger olsa pâre su



Zikr-i na'tın virdini derman bilir ehl-i hatâ

Eyle kim def-i humar için içer mey-hâre su



Yâ Habîbâ'llah yâ Hayr'el-beşer müştâkınım

Eyle kim leb-teşneler yanıb diler hem vâre su



Sensin ol bahr-i kerâmet kim şeb-i Mi'rac'da

şeb-nem-i feyzin yetirmiş sâbit ü seyyâre su



Çeşm-i hûr-şidden her dem zülâl-i feyz iner

Hâcet olsa merkâdin tecdîd eden mi'mâre su



Bîm-i dûzah nâr-i gam salmış dîl-i sûzânıma

Var ümîdim ebr-i ihsanın sepe ol nâre su



Yümn-i na'tinden güher olmuş Fuzûlî sözleri

Ebr-i nîsandan dönen tek lü'lü-i şeh-vâre su



Hâb-ı gafletten olan bîdâr olanda rûz-ı haşr

Hâb-i hasretten dökende dîde-i bîdâre su



Umduğum oldur ki Rûz-i Haşr mahrûm olmayam

Çeşm-i vaslın vere ben teşne-i dîdâre su







--------------

Fuzuli den su kasidesi ve aciklamasi





KASÎDE DER NA'T-I HAZRET-İ NEBEVÎ (Su Kasidesi)

Saçma ey göz eşkden gönlümdeki odlara su



Kim bu denlü dutuşan odlara kılmaz çâre su



(Ey göz! Gönlümdeki (içimdeki) ateşlere göz yaşımdan su saçma ki, bu kadar (çok) tutuşan ateşlere su fayda vermez.)



Âb-gûndur günbed-i devvâr rengi bilmezem



Yâ muhît olmış gözümden günbed-i devvâra su



(şu dönen gök kubbenin rengi su rengi midir; yoksa gözümden akan sular, göz yaşları mı şu dönen gök kubbeyi

kaplamıştır, bilemem..)



Zevk-ı tîğundan aceb yoh olsa gönlüm çâk çâk



Kim mürûr ilen bırağur rahneler dîvâra su



(Senin kılıca benzeyen keskin bakışlarının zevkinden benim gönlüm parça parça olsa buna şaşılmaz. Nitekim akarsu da

zamanla duvarda, yarlarda yarıklar meydana getirir.)



Vehm ilen söyler dil-i mecrûh peykânun sözin



ıhtiyât ilen içer her kimde olsa yara su



(Yarası olanın suyu ihtiyatla içmesi gibi, benim yaralı gönlüm de senin ok temrenine, ok ucuna benzeyen kirpiklerinin

sözünü korka korka söyler.)



Suya virsün bâğ-bân gül-zârı zahmet çekmesün



Bir gül açılmaz yüzün tek virse min gül-zâra su



(Bahçıvan gül bahçesini sele versin (su ile mahvetsin), boşuna yorulmasın; çünkü bin gül bahçesine su verse de senin

yüzün gibi bir gül açılmaz.)



Ohşadabilmez gubârını muharrir hattuna



Hâme tek bahmahdan inse gözlerine kara su



(Hattatın beyaz kâğıda bakmaktan, kalem gibi, gözlerine kara su inse (kör olsa, kör oluncaya kadar uğraşsa yine de)

gubârî (yazı)sını, senin yüzündeki tüylere benzetemez. )



Ârızun yâdıyla nem-nâk olsa müjgânum n’ola



Zayi olmaz gül temennâsıyla virmek hâra su



(Senin yanağının anılması sebebiyle kirpiklerim ıslansa ne olur, buna şaşılır mı? Zira gül elde etmek dileği ile dikene

verilen su boşa gitmez.)



Gam güni itme dil-i bîmârdan tîgun dirîğ



Hayrdur virmek karanu gicede bîmâra su



(Gamlı günümde hasta gönlümden kılıç gibi keskin olan bakışını esirgeme; zira karanlık gecede hastaya su vermek hayırlı

bir iştir.)



ıste peykânın gönül hecrinde şevkum sâkin it



Susuzam bir kez bu sahrâda menüm-çün ara su



(Gönül! Onun ok temrenine benzeyen kirpiklerini iste ve onun ayrılığında duyduğum hararetimi yatıştır, söndür. Susuzum

bu defa da benim için su ara.)



Men lebün müştâkıyam zühhâd kevser tâlibi



Nitekim meste mey içmek hoş gelür hûş-yâra su



(Nasıl sarhoşa şarap içmek, aklı başında olana da su içmek hoş geliyorsa, ben senin dudağını özlüyorum, sofular da

kevser istiyorlar.)



Ravza-i kûyuna her dem durmayup eyler güzâr



Âşık olmış galibâ ol serv-i hoş-reftâra su



(Su, her zaman senin Cennet misâli mahallenin bahçesine doğru akar. Galiba o hoş yürüyüşlü, hoş salınışlı; serviyi

andıran sevgiliye aşık olmuş.)



Su yolın ol kûydan toprağ olup dutsam gerek



Çün rakîbümdür dahı ol kûya koyman vara su



(Topraktan bir set olup su yolunu o mahalleden kesmeliyim, çünkü su benim rakibimdir, onu o yere bırakamam.)



Dest-bûsı ârzûsıyla ger ölsem dostlar



Kûze eylen toprağum sunun anunla yâra su



(Dostlarım! şayet onun elini öpme arzusuyla ölürsem, öldükten sonra toprağımı testi yapın ve onunla sevgiliye su

sunun.)



Serv ser-keşlük kılur kumrî niyâzından meger



Dâmenin duta ayağına düşe yalvara su



(Servi kumrunun yalvarmasından dolayı dikbaşlılık ediyor. Onu ancak suyun eteğini tutup ayağına düşmesi (yalvarıp aracı

olması bu dikbaşlılığından) kurtarabilir.)



ıçmek ister bülbülün kanın meger bir reng ile



Gül budağınun mizâcına gire kurtara su



(Gül fidanı bir hile ile (meşhur gül ve bülbül efsanesindeki gibi yine) bülbülün kanını içmek istiyor; bunu

engelleyebilmek için suyun gül dallarının damarlarına girerek gül ağacının mizacını değiştirmesi gerekir.)



Tıynet-i pâkini rûşen kılmış ehl-i âleme



ıktidâ kılmış târîk-i Ahmed-i Muhtâr’a su



(Su Hz. Muhammed’in (s.a.v) yoluna uymuş (ve bu hâli ile) dünya halkına temiz yaratılışını açıkça göstermiştir.)



Seyyid-i nev-i beşer deryâ-ı dürr-i ıstıfâ



Kim sepüpdür mucizâtı âteş-i eşrâra su



(ınsanların efendisi, seçme inci denizi (olan Hz. Muhammed’in s.a.v) mucizeleri kötülerin ateşine su serpmiştir.)



Kılmağ içün tâze gül-zârı nübüvvet revnakın



Mu’cizinden eylemiş izhâr seng-i hâra su



(Katı taş, Peygamberlik gül bahçesinin parlaklığını tazelemek için (ve onun) mucizesinden dolayı su meydana

çıkarmıştır.)



Mu’cizi bir bahr-ı bî-pâyân imiş âlemde kim



Yetmiş andan min min âteş-hâne-i küffara su



(Hz. Peygamberimiz’in mûcizeleri dünyada uçsuz bucaksız bir deniz gibi imiş ki, ondan (o mucizelerden), ateşe tapan

kâfirlerin binlerce mâbedine su ulaşmış ve onları söndürmüştür.)



Hayret ilen barmağın dişler kim itse istimâ



Barmağından virdügin şiddet günü Ensâr’a su



(Mihnet günü Ensâr’a parmağından su verdiğini (bir mucize olarak parmağından su akıttığını) kim işitse hayret ile (şaşa

kalarak) parmağını ısırır.)



Dostı ger zehr-i mâr içse olur âb-ı hayât



Hasmı su içse döner elbette zehr-i mâra su



(Dostu yılan zehri içse (bu zehir onun dostu için) âb-ı hayat olur. Aksine düşmanı da su içse (o su, düşmanına) elbette

yılan zehrine döner.)



Eylemiş her katreden min bahr-ı rahmet mevc-hîz



El sunup urgaç vuzû içün gül-i ruhsâra su



(Abdest (almak) için el uzatıp gül (gibi olan) yanaklarına su vurunca (sıçrayan) her bir su damlasından binlerce rahmet

denizi dalgalanmıştır.)



Hâk-i pâyine yetem dir ömrlerdür muttasıl



Başını daşdan daşa urup gezer âvâre su



(Su ayağının toprağına ulaşayım diye başını taştan taşa vurarak ömürler boyu, durmaksızın başıboş gezer.)



Zerre zerre hâk-i dergâhına ister sala nûr



Dönmez ol dergâhdan ger olsa pâre pâre su



(Su, onun eşiğinin toprağına zerrecikler halinde ışık salmak (orayı aydınlatmak) ister. Eğer parça parça da olsa o

eşikten dönmez.)



Zikr-i na’tün virdini dermân bilür ehl-i hatâ



Eyle kim def-i humâr içün içer mey-hâra su



(Sarhoşlar içkiden sonra gelen bat adrysını gidermek için nasıl su içerlerse, günahkârlar da senin na’tının zikrini

dillerinde tekrarlamayı (dertlerine) derman bilirler.)



Yâ Habîballah yâ Hayre’l beşer müştakunam



Eyle kim leb-teşneler yanup diler hemvâra su



(Ey Allah'ın sevgilisi! Ey insanların en hayırlısı! Susamışların (susuzluktan dudağı kurumuşların) yanıp dâimâ su

diledikleri gibi (ben de) seni özlüyorum.)



Sensen ol bahr-ı kerâmet kim şeb-i Mi'râc’da



şebnem-i feyzün yetürmiş sâbit ü seyyâra su



(Sen o kerâmet denizisin ki mi'râc gecesinde feyzinin çiyleri sabit yıldızlara ve gezegenlere su ulaştırmış.)




Çeşme-i hurşîdden her dem zülâl-i feyz iner



Hâcet olsa merkadün tecdîd iden mimâra su



(Kabrini yenileyen (tamir eden) mimara su lazım olsa, güneş çeşmesinden her an bol bol saf, tatlı ve güzel su iner.)



Bîm-i dûzah nâr-ı gam salmış dil-i sûzânuma



Var ümîdüm ebr-i ihsânun sepe ol nâra su



(Cehennem korkusu, yanık gönlüme gam ateşi salmış, (ama) o ateşe, senin ihsan bulutunun su serpeceğinden ümitliyim.)



Yümn-i na’tünden güher olmış Fuzûlî sözleri



Ebr-i nîsândan dönen tek lü’lü şeh-vâra su



(Seni övmenin bereketinden dolayı Fuzûlî’nin (alelâde) sözleri, nisan bulutundan düşüp iri inciye dönen su (damlası)

gibi birer inci olmuştur.)



Hâb-ı gafletden olan bîdâr olanda rûz-ı haşr



Eşk-i hasretden tökende dîde-i bîdâra su



(Kıyamet günü olduğu zaman, gaflet uykusundan uyanan düşkün (yahut aşık) göz, (sana duyduğu) hasretten su (gözyaşı)

döktüğü zaman,)



Umduğum oldur ki rûz-ı haşr mahrûm olmayam



Çeşm-i vaslun vire men teşne-i dîdâra su



(O mahşer günü, güzel yüzüne susamış olan bana vuslat çeşmenin su vereceğini, beni mahrum bırakmayacağını ummaktayım.)
Bu konu yada mesaj "www.beyforum.net" sitesine aittir.
BeyForuM isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Tags
kasidesi

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlı. Şuanki Zaman: 23:36.

-->   Turizm