|
|
#1 (permalink) |
|
Üye Numarası: 1
Üyelik tarihi: Jun 2009
Mesaj Sayısı: 6,127
|
İman ve kapsamı
Bu konu yada mesaj "www.beyforum.net" sitesine aittir.
Kur’an’ın üzerinde en çok durduğu konulardan biri “iman”dır Bu kavram yaklaşık Kur’an-ı Kerim’in 800 yerinde zikredilmiştir İman sözlükte; bir kişiyi söylediği sözde tasdik etmek, doğrulamak, söylediğini kabullenmek, gönül huzuru ile benimsemek, karşısındakine güven vermek, güvenlikte olmak, şüpheye yer vermeyecek biçimde içten ve yürekten inanmak demektir Terim olarak Hz Peygamber’i, Allah’tan getirdiği kesin olarak bilinen hükümlerde (zarurat-ı diniyye) tasdik etmek, onun haber verdiği şeyleri tereddütsüz kabul edip bunların gerçek ve doğru olduğuna gönülden inanmaktır O halde imanın gerçeği ve özü kalbin tasdikidir Bu tasdik, imanın değişmeyen aslî unsurudur Kişinin kalbinde neyin gizli olduğunu Allah’tan başka kimse bilemez Bu durumda bir insanın iman ettiği, tercihen kendisinin söylemesi veya namaz kılması gibi mümin olduğunu gösteren bazı ibadet ve zahirî davranışları yapmasıyla anlaşılır Bu durumda o kimse mümin olarak tanınır Çevresinde de ona Müslüman muamelesi yapılır Görüldüğü gibi imanın; kalbe atfedilen bir eylem olmakla beraber kişisel ve toplumsal davranışlarla da ilişkisi vardır Nitekim müminlerin özelliklerine işaret edilirken; “şüpheden uzak durmak, doğru söylemek, huzur bulmak, güven duymak, Allah için sevmek, komşuya ve arkadaşa yardım etmek, iyiliği emretmek, kötülükten alıkoymak, iffeti korumak, zekât vermek, oruç tutmak ve namaz kılmak” gibi hususlara dikkat çekilmektedir Aslında bu tür davranışlar aynı zamanda imanın hayata yansıyan yönlerini de ifade etmektedir Diğer taraftan müminler; “Allah’a eş koşmamak, O’nun haram kıldığı cana kıymamak, zina etmemek ve içki içmemek” gibi yasaklanmış davranışlara karşı da uyarılmışlardır Böylece iradeye bağlı olarak, imanın ilâhî rızaya uygun amellerle desteklenmesi istenmektedir Nitekim imanın tanımlarından biri de; “kalp ile tasdik, dil ile ikrar ve organlarla amel” şeklinde yapılmıştır Bir başka ayette ise gerçek müminler; Allah anıldığı zaman, yürekleri titreyen, O’nun ayetleri okunduğunda imanları artan ve yalnız rablerine güvenen, namazlarını kılan ve servetlerinden Allah yolunda harcayan kimselerolarak itelendirilmişlerdir (Enfal,2-4) Alıntı · İMAN: İman; sözlükte, “güven içinde bulunmak, korkusuz olmak” anlamındaki emn (eman) kökünden türeyen iman, “güven duygusu içinde tasdik etmek,inanmak” demektir “Sağlamlaştırmak, kesin karar vermek, tasdik etmek” manasındaki akd kökünden türeyen “itikat” terimi de iman karşılığında kullanılır (TDV İslam Ansiklopedisi c22,iman maddesi) Terim olarak iman, inanç esaslarına tereddütsüz kabul etmek, inanılması gereken hususları kalp ile tasdik edip dil ile ikrar etmektir İman, bilinç düzeyinde bir ön bilgidir, bir karardır, bir duruştur,verilmiş bir sözdür ve potansiyel bir güçtür · İmanın sahih ve makbul olması ve sağlam bir imanın elde edilmesi için içten ve gönüllü olması (yeis halinde olmaması) dini emir ve nehiylerin tamamının güzel, doğru ve gerekli olduğuna dair samimi bir katın olması gerekir · AMEL: Amel; imanın yönelttiği ve yönettiği faaliyetlere amel denir Bir fiil/faaliyet/eylemin amel sayılması için, iman saiki ile kuralına göre Allah rızası için yapılması gerekir İman amel etmeyi gerektirir Amelsiz iman, fantezi düzeyindeki düşünce ve teoriden ileri gitmez Amel, gücünü ve gerekçesini imandan alarak yararlı işler yapma girişimidir · Kur’an-ı Kerim’in bir çok ayetinde mü’minler tarif edilirken –innellezine amenu ve amilu’s-salihat- iman edenler ve salih amel işleyenler ibaresi yer alır Yani mü’minler, iman edip salih amel işleyen kimselerdir Demek ki amelin salih olması gerekiyor Salih amel; doğru bir işi iyi(samimi) bir niyetle ve güzel bir yöntemle yaparak yararlı sonuçlar elde etmektir Bir işin salih amel sayılması için; · İşin, samimi bir niyetle ve usulüne uygun bir şekilde yapılması gerekir Ayet-i kerimede iman ile amel vav-atıf ile birbirine bağlanmıştır Buradan iki sonuç çıkar: İman ile amel ontolojik olarak farklıdır fakat aynı varlık aleminde birlikte ortaya çıkarlar · İman, salih amelin zeminidir, salih amel ise imanın hem koruması hem de gıdasıdır İman olmadan yapılan amel, hükümsüz, amel olmadan taşınan iman ise verimsizdir Amelsiz iman, kökleri sağlam olmayan ve meyve vermeyen bir ağaca benzer Buna mukabil sağlam bir iman kökü kalpte dalları ise amel olarak davranışlarda ortaya çıkan meyveli bir ağaç gibidir Bir hadis-i şerifte de amel, iman kandilini koruyan cam fanusa benzetilmiştir · Riya, menfaat beklentisi ve şirk amelin salih kısmını tahrip eder Bu durumda amel-i gayri salih tezahür eder · GÜZEL AHLAK: Güzel ahlak, iman ve salih amelin hedefi ve meyvesidir İmanın salih amel haline getirdiği davranışlar, bir süre sonra alışkanlık halini kazanarak, içselleşerek kişilik ile bütünleşir İman ve salih amelin beslediği, güzelleştirdiği ve olgunlaştırdığı kişilikten, güzel ahlakın en değerli örnekleri tezahür eder , · İman, kalbin, güzel ahlak ise azalarımızın amelidir · İman, ibadet ve ahlak, dini hayatımızın ana hatları ve mükemmele doğru yapılan yolculuğun kilometre taşlarıdır İmanla başlayan ve salih amel ile seyrine devam eden hayat serüvenimiz güzel ahlaka ile zirveye ulaşır Güzel ahlak ile süslenen iman kemal, amel ise erdem seviyesine ulaşarak sıradan insanı adam gibi adam haline getirir Peygamberimiz (sas) güzel ahlakın piridir: و انك لعلى خلق عظيم (64/Kalem,4) · İman,amel ve ahlaka dair bütün karar ve tutumlarımız bizleri olgunlaştırmakla birlikte son tahlilde biz bunları Allah için,Allah rızası için yapıyoruz/yapmalıyız Sağlam bir iman, salih bir amel ile olgunlaşan bir güzel ahlaklı bir mü’min Allah’a daha yakın olan ve Onun rızasına ulaşan kimsedir Allah bu kullarını dünyada izzet ve şeref ile ahrette ise Cennetle ödüllendirecektir · İman ve salih amelin sonuçları: وَالْعَصْر إِنَّ الْإِنسَانَ لَفِي خُسْرٍ إِلَّا الَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ وَتَوَاصَوْا بِالْحَقِّ وَتَوَاصَوْابا بِالصَّبْرِ « Andolsun zamana ki, insan gerçekten ziyan içindedir Ancak, iman edip de sâlih ameller işleyenler, birbirlerine hakkı tavsiye edenler, birbirlerine sabrı tavsiye edenler başka (Onlar ziyanda değillerdir)”(103/Asr,1-4) · Yüce Allah'ın cennette yüksek derecelere nail olmayı imanla beraber salih amele bağlamış ve bu konuda şöyle buyurmuştur: وَمَنْ يَأْتِهِ مُؤْمِنًا قَدْ عَمِلَ الصَّالِحَاتِ فَأُوْلَئِكَ لَهُمْ الدَّرَجَاتُ الْعُلَ “Kim de O’na salih ameller işlemiş bir mümin olarak gelirse, işte onlar için yüksek dereceler vardır” (20/Taha,75) Yine aynı şekilde Allah Teala; َبشرَ الَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ أَنَّ لَهُمْ جَنَّاتٍ تَجْرِي مِنْ تَحْتِهَا الْأَنْهَارُ و “ “İnanan ve salih amelleri işleyenleri, altlarından nehirler akan cennetlerle müjdele” (2/Bakara,25)ayeti ile iman ile salih amel sahibi kimseleri müjdelemiştir Peygamberimiz (as), iman ve ahlak ilişkisine şöyle dikkatlerimizi çekmektedir: الإِيمَانُ بِضْعٌ وَسَبْعُونَ أَوْ بِضْعٌ وَسِتُّونَ شُعْبَةً فَأَفْضَلُهَا قَوْلُ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ وَأَدْنَاهَا إِمَاطَةُ الأَذَى عَنِ الطَّرِيقِ وَالْحَيَاءُ شُعْبَةٌ مِنَ الإِيمَان" İman yetmiş (veya altmış) küsur şu'be ) dir En yükseği, "Allah'tan başka ilah yoktur" demek; en aşağısı ise, yoldan, eziyet veren şeyleri gidermektir Utanmak da imanın bir şubesidir" (Müslim,İman,58(I/63) Sevgili Peygamberimiz salih amellerin bizimle birlikte ölüm ötesine de gideceğini, kabirden içeri yalnız iman ile birlikte salih amellerimizin gireceğini şöyle vurgulamaktadır: يَتْبَعُ الْمَيِّتَ ثَلاَثَةٌ ، فَيَرْجِعُ اثْنَانِ وَيَبْقَى مَعَهُ وَاحِدٌ ، يَتْبَعُهُ أَهْلُهُ وَمَالُهُ وَعَمَلُهُ ، فَيَرْجِعُ أَهْلُهُ وَمَالُهُ ، وَيَبْقعَمَلُهَُ “Ölüyü kabre kadar üç şey takip eder; ikisi geri döner ve biri onunla daima beraber olur Ailesi, malı ve ameli onu kabre kadar takip eder, ailesi ve malı geri döner, geriye yalnızca onunla birlikte ameli kalır” (Buhari,Rikak,42(III/193) Peygamberimiz (sav) ahlaka çok önem vermiş ve şöyle dua etmiştir: اللهم كما احسنت خلقي فاحسن خلقي “Allah’ım! Yaratılışımı güzel yaptığın gibi ahlakı mı da güzel yap” (Ahmet, 68 (VI,155) Allah’ım! Beni amellerin en iyisine ve ahlakın en iyisine ilet Amel ve ahlakın en iyisine ancak sen hidâyet edebilirsin Amellerin kötüsünden ve ahlakın kötüsünden beni koru Amel ve ahlakın kötüsünden ancak sen koruyabilirsin” (Nesai,İftitah,16 (II,129) مَا مِنْ شئ أثْقَلُ في مِيزَانِ المُؤمِنِ يَوْمَ الْقِيَامَةِ مِنْ خُلُقٍ حَسَنٍ “Kıyamet gününde müminin mizanında güzel ahlaktan daha ağır hiç bir şey yoktur…” (Tirmizi,Birr,62 (IV,362) Allah her birimizi imanı sağlam, ameli salih ve makbul, ahlakı güzel ve memduh (övülmüş,övgüye değer) olanlardan eylesin İmanımızı şirkten, amelimizi riyadan ve ahlakımızı da su’i edepten muhafaza buyursun (Mukadder Arif YÜKSEL, Divriği Müftüsü Divriği Merkez Kültür Camii) İman ve ahlak ilişkisi |
|
|
|
![]() |
| Tags |
| ahlak, iliskisi, iman |
«
önceki Konu
|
sonraki Konu
»
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlı. Şuanki Zaman: 17:39.






Normal
