BeyForuM
BeyForum Anasayfa > BeyForuM > GENEL - GÜNCEL - KÜLTÜR - SANAT > Akademi ve Kültür Merkezi > Hukuk > 1982 Anayasasi’nda Temel Hak Ve ÖzgÜrlÜkler
Eski 10-04-2010, 03:19   #1 (permalink)
BeyForuM
Owner
BeyForuM - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üye Numarası: 1
Üyelik tarihi: Jun 2009
Mesaj Sayısı: 6,031
BeyForuM isimli üye Tecrübe puanını kapatmıştır.
Standart 1982 Anayasasi’nda Temel Hak Ve ÖzgÜrlÜkler

1982 ANAYASASI’NDA TEMEL HAK VE ÖZGÜRLÜKLER



1982 Anayasasında temel hak ve hürriyetler anayasanın ikinci kısmında düzenlenmiştir. “Genel hükümler” başlıklı birinci bölümde temel hak ve özgürlükleri özelliği, sınırlanması, kötüye kullanılmaması, durdurulması ve yabancıların durumu hükme bağlanmıştır ( m.12-16). Bu ilk bölümden sonra anayasa temel hak ve özgürlükleri Jellinek’in kamu hakları ayrımına uygun olarak üçe ayırmıştır; Kişinin Hakları ve Ödevleri, Sosyal ve Ekonomik Haklar ve Ödevler, Siyasi Haklar ve Ödevler.

Kişinin Hakları ve Ödevleri ( m. 17–40): Bu hak ve özgürlüklerin hepsi Jellinek’in haklar tasnifinde “negatif statü hakları” niteliğindedir. Yani bu haklar, devlete bir şey yapmama, kişinin alanına müdahalede bulunmama ödevini yükler.

Sosyal ve Ekonomik Haklar ve Ödevler (m. 41–65): Bu hak ve hürriyetler Jellinek’in haklar tasnifinde “pozitif statü hakları” niteliğindedir. Bu hakların gerçekleşmesi için devletin olumlu bir edimde bulunması gerekir. Ancak bu bölümde yer alan hakların bazıları (örneğin; m. 48,50,51,54…) negatif veya aktif statü hakkı niteliğindedir .

Siyasi Hak ve Ödevler (m. 66–74): Bu haklar ise Jellinek’in haklar tasnifinde “aktif statü hakları”na tekabül etmektedir. Bu haklar ve hürriyetler, kişilerin devlet yönetimine katılma v siyasal faaliyette bulunma haklarıdır ki; burada kişi aktif rol oynadığı için bu hakların adı “aktif statü hakları” dır. Bu hak ve hürriyetlerden sadece vatandaşlar yararlanabilir, bu nedenle bunlara “vatandaşlık hakları” da denir.



1982 anayasası bu hakları ve özgürlükleri tanımış olmakla beraber, hürriyet-otorite dengesinde seçimini otoriteden yana yapmıştır. 12 Eylül 1980 öncesine tepki olarak 1982 Anayasası, hürriyet – otorite ilişkisinde otoriteye öncelik verip özgürlükleri arka planda tutan, daha az katılımcı bir düzen ön görmüştü. Yani sınırlama kural, özgürlükler ise istisna idi .



Temel haklar ve özgürlükler söz konusu olduğunda bunların hangi esaslarla sınırlanacağı 1961 ve 1982 anayasalarında en çok tartışılan konulardan biriydi. Bilindiği gibi bütün toplumlarda temel hak ve özgürlüklerin düzenlenmesi ya da sınırlanması hukuki bir zorunluluktur. Zira düzenleme bir hak ve hürriyetten yararlandırma amacıyla yapılır, sınırlama ise bir hak ve özgürlüğün kötüye kullanılmasını engellemek için yapılır. Zaten bu hak ve hürriyetlerin özelliklerinden kaynaklanan doğal sınırlar vardır. Bir hak ve hürriyetin kullanım alanı dışında kalan hususlar, o hak ve hürriyetin koruma alanı dışında kalır.



1982 anayasası temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılması ve durdurulması konusunda 1961 anayasasıyla benzer bir sistem öngörmüştü. Yani her maddenin kendine özel sınırlama sebepleri vardı ve bunun yanında tüm temel hak ve özgürlükler için geçerli olan genel sınırlama sebepleri vardı. Öngörülen sınırlama sistemi dâhilinde Anayasanın 13. maddesinde belirtilen genel sınırlama sebepleri ve anayasa maddelerinde bulunan özel sınırlama sebepleri ile olağan ve olağanüstü durumlarda kısmen veya tamamen durdurulabiliyordu.







TEMEL HAK VE ÖZGÜRLÜKLERİN SINIRLANDIRILMASI SİSTEMİ



Anayasamız temel hal ve özgürlüklerin sınırlandırılması sisteminde iki farklı dönem ve bu dönemler için iki farklı sınırlama şartları öngörmüştür. Olağan dönemlerde temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılması sistemi Anayasamızın “Temel Hak ve Hürriyetlerin Sınırlanması” başlıklı 13. maddesinde, olağan üstü hal rejimlerinde temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılması sistemi ise Anayasamızın “Temel Hak ve Hürriyetlerin Kullanılmasının Durdurulması” başlıklı 15. maddesinde düzenlenmiştir.





Olağan Dönemlerde Temel Hak ve Özgürlüklerin Sınırlandırılması



Anayasamız olağan dönemlerde temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılması sistemi Anayasamızın “Temel Hak ve Hürriyetlerin Sınırlanması” başlıklı 13. maddesinde düzenlemiştir.



3 Ekim 2001 değişikliği ile 13 maddeden genel sınırlama sebepleri tümüyle çıkartıldı ve temel hak ve özgürlükler sadece ilgili maddede belirtilen sebeplere dayanılarak sınırlandırılabilecekti.



13. maddenin eski hali (2001 anayasa değişikliğinden önceki hali ) şöyleydi;

“temel hak ve hürriyetler, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünün, milli egemenliğin, Cumhuriyetin, milli güvenliğin, kamu düzeninin, genel asayişin, kamu yararının, genel ahlakın ve genel sağlığın korunması amacı ile… sınırlanabilir”



13. maddenin öngördüğü sınırlama sebepleri şunlardı;



1) Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü

2) Milli egemenlik

3) Cumhuriyetin korunması

4) Milli güvenlik

5) Kamu düzeni

6) Genel asayiş

7) Kamu yararı

8) Genel ahlak

9) Genel sağlık



2001 değişikliğiyle 13. madde bir sınırlama maddesi değil temel hak ve özgürlükler için bir güvence maddesi haline gelmiştir. Maddenin yeni hali temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasında getirdiği şartlar şunlardır;



1) Sınırlama kanunla olmalıdır.

2) Sınırlama anayasanın ilgili maddesinde belirtilen sebeplere bağlı olmalıdır.

3) Sınırlama Anayasanın sözüne ve ruhuna uygun olmalıdır.

4) Sınırlama demokratik toplum düzenine aykırı olmamalıdır.

5) Sınırlama temel hak ve hürriyetlerin özlerine dokunmamalıdır.

6) Sınırlama laik Cumhuriyetin gereklerine aykırı olmamalıdır.

7) Sınırlama ölçülülük ilkesine aykırı olmamalıdır.



“Madde 13. –Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve laik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz “.



Anayasanın bu hükmü doğrultusunda anayasamızın temel hak ve özgürlüklerin sınırlanması için aradığı koşulları inceleyelim;



1- Sınırlama temel hak ve özgürlüklerim özlerine dokunmamalıdır: 3 Ekim 2001 tarihli anayasa değişikliği ile 1961 anayasasının benimsediği “hakkın özüne dokunma yasağı”na geri dönülmüştür. Buna göre temel hak ve hürriyetler kural olarak sınırlandırabilecek; ama sınırlanırken bile, bu temel hak ve hürriyetin tamamı ortadan kaldırılamayacaktır; zira bu temel hak ve hürriyetin sınırlandırılamayacak bir özü vardır . Yalnız “Hakkın özü” kavramı oldukça belirsiz bir kavramdır. Bir hakkın özünün nerede başlayıp, nerede bittiği objektif olarak bilinemez; ama doktrinde hakkın özü kavramı şu şekilde tanımlanmıştır: “Bir hak veya hürriyetin özü, onun vazgeçilmez unsuru, dokunulduğu takdirde söz konusu hürriyeti anlamsız kılacak olan asli çekirdeğidir” .



2- Sınırlama Anayasanın ilgili maddesinde belirtilen sebeplere bağlı olmalıdır: 13. maddenin eski şekli, temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılması sebebi olarak “genel sınırlama sebepleri” ve “özel sınırlama sebepleri” olarak iki tür sebep öngörmüştü. 3 Ekim 2001 tarihli değişiklik ile bu maddeden genel sınırlama sebepleri tamamen çıkarıldı. Bir temel hak ve özgürlük, ancak, o temel hak ve hürriyetin anayasada düzenlendiği maddede bir sınırlama sebebi öngörülmüş ise sınırlandırılabilecektir. Bu sınırlama sebepleri, kendi geçtikleri maddede düzenlenen temel hak ve hürriyet için geçerlidir. Yani, yasama organı bir özel sınırlama sebebine dayanarak sadece bu sebebin öngörüldüğü temel hak ve hürriyeti sınırlandırabilir. Örneğin anayasanın yerleşme ve seyahat özgürlüğünün düzenlendiği 23. maddede “genel sağlık” sebebi yer almadığına göre, seyahat hürriyetinin bu sebeple sınırlandırılması(mesela karantina ilan edilmesi) anayasaya aykırı olur .



3- Sınırlama kanunla olmalıdır: Anayasanın 13. maddesinde “temel hak ve hürriyetler... kanunla sınırlanabilir”. Hükmü vardır. Yani, temel hak ve hürriyetler, kanun hükmünde kararnameyle, tüzükle, yönetmelikle veya diğer idari işlemlerle sınırlandırılamaz. Temel hak ve özgürlüklerin kanunla sınırlandırılması ilkesi, temel hak ve özgürlükler alanında yürütmenin düzenleyici işlem yapamayacağı anl***** gelmez. Yürütme organı bir kanuna dayanmak şartıyla temel hak ve özgürlükler alanında düzenleme yapabilir. Ancak, idarenin düzenleyici işlemleriyle kanunun öngörmediği bir sınırlama yapılamaz.



4- Sınırlama anayasanın sözüne ve ruhuna aykırı olmamalıdır: Sınırlama anayasanın sözüne ve ruhuna uygun olma zorundadır. Bu şart özellikle temel hak ve hürriyetler için “ek güvenceler “ belirtilmiş olması durumunda önem kazanmaktadır. Gerçekten anayasa, birçok hallerde, sadece bir hak ve hürriyeti tanımakla yetinmemiş; aynı zamanda kanun koyucunun, o hak veya hürriyeti düzenlerken yapamayacağı hususları da belirtmiştir. Bunlar kanun koyucuya yönelik yasaklama hükümleridir . Mesela basının sansür edilememesi (m.28/1); siyasi parti kurmanın önceden izin alma şartına bağlanamaması (68/3) gibi. Dolayısıyla, anayasadaki ek güvencelere aykırı bir kanuni düzenleme, elbette mümkün değildir. Ayrıca sınırlamanın, anayasanın sadece sözüne değil, ruhuna yani anayasanın bütününe ve ondan çıkan temel anlama da aykırı olmaması gerekir.



5- Sınırlama demokratik toplum düzeninin gereklerine aykırı olmamalıdır: Anayasamızın 13. maddesinde geçen “Demokratik toplum düzenin gerekleri” kriteri nasıl bir “demokratik toplumsal düzen” öngörüyor. Doktrinde bu soruyla ilgili iki farklı görüş bulunmaktadır; bir görüşe göre bu deyimden çıkarılması gereken “1982 Anayasasının benimsediği demokrasi anlayışı”dır. Bir diğer görüşe göre ise bu deyim “Çağdaş batılı demokrasi anlayışına” işaret etmektedir. Nitekim Danışma Meclisi Anayasa Komisyonu gerekçesinde “genellikle kabul gören demokratik rejim anlayışı”ndan söz etmesi “demokratik toplum düzeni” deyimiyle Anayasamızın bunlardan ikincisini kastettiği açıktır.





6- Sınırlama laik cumhuriyetin gereklerine aykırı olmamalıdır: 3 Ekim 2001 tarihli anayasa değişikliğinin getirdiği bir yenilik de “laik Cumhuriyetin gerekleri” kavramıdır. Eklenen bu ibare ile Türkiye’nin laik düzeni koruma konusundaki hassasiyetini ve kararlılığını vurgulayıcı niteliktedir .



Laik Devlet İlkesinin Gerekleri :



1. Devletin resmi bir dini olmamalıdır.

2. Devlet bütün dinler karşısında tarafsız olmalıdır.

3. Devlet bütün din mensuplarına eşit davranmalıdır.

4. Din kurumları ve Devlet kurumları birbirinden ayrı olmalıdır.

5. Hukuk kuralları din kurallarına uymak zorunda olmamalıdır.



Temel hak ve hürriyetleri sınırlandıran bir tedbir yukarıda sayılan laikliğin gereklerine aykırı olmamalıdır.



7- Sınırlama ölçülülük ilkesine aykırı olamaz: Ölçülülük ilkesi, sınırlamada başvurulan aracın sınırlama amacını gerçekleştirmeye elverişli olmasını; bu aracın, sınırlama amacı açısından gerekli olmasını ve araçla amacın ölçüsüz bir oran içinde bulunmamasını ifade eder .



Elverişlilik ilkesi: Sınırlamada başvurulan aracın, sınırlama amacını gerçekleştirmeye elverişli olmasını ifade eder.

Gereklilik ilkesi: Sınırlama amacını gerçekleştirmek için en yumuşak aracın yani temel hak ve hürriyeti en az sınırlayan aracın seçilmesini gerektirir.

Oranlılık ilkesi: Sınırlandırmayla ulaşılmak istenen amaç ile sınırlandırmada başvurulan araç ölçüsüz bir oran içinde olmamalıdır.



---



OLAĞANÜSTÜ HAL REJİMLERİNDE TEMEL HAK VE ÖZGÜRLÜKLERİN SINIRLANDIRILMASI



Anayasamız “olağanüstü hal” ve “sıkıyönetim” olmak üzere iki türlü olağanüstü hal rejimi öngörmüştür. Bu rejimlerde temel hak ve özgürlükler olağan dönemlere nazaran daha büyük ölçüde sınırlandırılabilir ve hatta geçici olarak kısmen veya tamamen durdurulabilir.

Olağanüstü hal rejimlerinde temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılması sistemi anayasamızın 15. maddesinde “Temel Hak ve Hürriyetlerin Durdurulması” başlığı altında düzenlenmiştir.

“Madde 15: Savaş, seferberlik, sıkıyönetim veya olağanüstü hallerde, milletler arası hukuktan doğan yükümlülükler ihlal edilmemek kaydıyla, durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerin kullanılması kısmen veya tamamen durdurulabilir veya bunlar için Anayasada öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabilir.

Birinci fıkrada belirlenen durumlarda da, savaş hukukuna uygun filer sonucu meydana gelen ölümler dışında, kişinin yaşama hakkına, maddi ve manevi varlığının bütünlüğüne dokunulamaz, kimse din, vicdan, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz; suç ve cezalar geriye yürütülemez; suçluluğu mahkeme kararı ile saptanıncaya kadar kimse suçlu sayılamaz”.

Görüldüğü gibi, 15. madde bazı şartlar altında “temel hak ve özgürlükleri kısmen veya tamamen durdurabilir veya bunlar için Anayasada öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabilir”. Bu şartlar şunlardır;



1) Savaş, seferberlik, sıkıyönetim veya olağanüstü hallerden biri mevcut olmalıdır.

2) Ölçülülük ilkesine uyulmalıdır.

3) Millet arası hukuktan doğan yükümlülükler ihlal edilmemelidir.

4) 15. maddenin ikinci fıkrasında sayılan hak ve ilkelerden oluşan çekirdek alana dokunulmamalıdır .



1) Savaş, Seferberlik, Sıkıyönetim veya Olağanüstü Hallerden Biri Mevcut Olmalıdır- Anayasamızın 15. maddesinin ikinci fıkrasına göre, “savaş, seferberlik, sıkıyönetim veya olağanüstü hallerde… temel hak ve hürriyetlerin kullanılması kısmen veya tamamen durdurulabilir”. O halde temel hak ve özgürlüklerin durdurulabilmesi için birinci şart bu hallerden en az birinin mevcut olmasıdır.



2) Ölçülülük İlkesine Uyulmalıdır- Anayasamızın 15. maddesinde temel hak ve özgürlüklerin durdurulması için öngörülen şartlardan biri de temel hak ve özgürlüklerin “durumun gerektirdiği ölçüde” sınırlandırılmasıdır. Buna doktrinde “ölçülülük ilkesi” denilmektedir.



3) Milletlerarası Hukuktan Doğan Yükümlülüklerin İhlal Edilmemelidir- Olağanüstü hallerde temel hak ve özgürlüklerin durdurulması veya bunlar için Anayasada öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabilmesi için milletler arası hukuktan doğan yükümlülükler ihlal edilmemelidir. Milletlerarası hukuktan doğan yükümlülüklerin içine öncelikle milletlerarası hukukun genel prensipleri, sonra da Türkiye Cumhuriyetinin taraf olduğu sözleşmelerden doğan yükümlülükler girer . Bu sözleşmelerin başında Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi gelir. Bu sözleşmenin 15. maddesi, olağanüstü hallerde, durumun gerektirdiği ölçüde, temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılabilmesine, hatta geçici olarak tümüyle ortadan kaldırılabilmesine bu sözleşmenin 2’nci, 3’üncü, 4’üncü ve 7’inci maddelerindeki ilkelere dokunmamak kaydıyla izin vermektedir. Söz konusu sözleşmenin ilgili maddeleri ;



Madde 2- Yaşama hakkı

1) Herkesin yaşam hakkı yasanın koruması altındadır. Yasanın ölüm cezası ile cezalandırdığı bir suçtan dolayı hakkında mahkemece hükmedilen bu cezanın yerine getirilmesi dışında hiç kimse kasten öldürülemez.

2) Öldürme, aşağıdaki durumlardan birinde kuvvete başvurmanın kesin zorunluluk haline gelmesi sonucunda meydana gelmişse, bu Maddenin ihlali suretiyle yapılmış sayılmaz:

a- Bir kimsenin yasadışı şiddete karşı korunması için;

b- Usulüne uygun olarak yakalamak için veya usulüne uygun olarak tutuklu bulunan bir kişinin kaçmasını önlemek için;

c- Ayaklanma veya isyanın, yasaya uygun olarak bastırılması için.



Madde 3- İşkence yasağı

Hiç kimse işkenceye, insanlık dışı ya da onur kırıcı ceza veya işlemlere tabi tutulamaz.



Madde 4- Kölelik ve zorla çalıştırma yasağı

1) Hiç kimse köle ve kul halinde tutulamaz.

2) Hiç kimse zorla çalıştırılamaz ve zorunlu çalışmaya tabi tutulamaz.

3) Aşağıdaki haller bu Maddede sözü geçen "zorla çalıştırma veya zorunlu çalışma"dan sayılmazlar:

a- Bu Sözleşmenin 5. Maddesinde öngörülen koşullar altında tutuklu bulunan kimseden tutukluluğu veya şartlı salıverilmesi süresince olağan olarak yapılması istenen çalışma;

b- Askeri nitelikte bir hizmet veya inançları gereğince askerlik görevini yapmaktan kaçınan kimselerin durumunu meşru sayan ülkelerde bu inanca sahip kimselere zorunlu askerlik yerine gördürülecek başka bir hizmet;

c- Toplumun hayat veya refahını tehdit eden kriz ve afet hallerinde istenecek her hizmet;

d- Normal yurttaşlık yükümlülükleri kaps***** giren her türlü çalışma veya hizmet.



Madde 7- Cezaların yasallığı

1) Hiç kimse, işlendiği zaman ulusal ve uluslararası hukuka göre bir suç sayılmayan bir fiil veya ihmalden dolayı mahkûm edilemez. Yine hiç kimseye, suçun işlendiği sırada uygulanabilecek olan cezadan daha ağır bir ceza verilemez.

2) Bu Madde, işlendiği zaman uygar uluslar tarafından tanınan genel hukuk ilkelerine göre suç sayılan bir fiil veya ihmal ile suçlanan bir kimsenin yargılanmasına ve cezalandırılmasına engel değildir.



4) Çekirdek alana dokunma yasağı- Anayasamızın 15. maddesinin ikinci fıkrası, çok önemli hak ve ilkelerden oluşan bir “çekirdek alan” öngörmüştür. Anayasaya göre bu çekirdek alana, olağanüstü hallerde ve hatta savaş halinde bile dokunulamaz. Mutlak olarak korunması gereken ve dokunulmaz olan haklar şunlardır;



a) Savaş hukukuna uygun fiiller sonucu meydana gelen ölümler dışında, kişinin yaşama hakkına, maddi ve manevi varlığının bütünlüğüne dokunulamaz.

b) Kimse din, vicdan, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz.

c) Suç ve cezalar geriye yürütülemez.

d) Suçluluğu mahkeme kararı ile saptanıncaya kadar kimse suçlu sayılmaz.



Görüldüğü gibi olağanüstü hallerde, milletler arası hukuktan doğan yükümlülükler ihlal edilmemek kaydıyla ve ölçülülük ilkesine uyulmak şartıyla, yukarıda sayılan çekirdek alan dışında kalan hak ve özgürlükler sınırlandırılabilecek ve hatta kısmen veya tamamen durdurulabilecektir.



Sonuç olarak 1982 Anayasası temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılması sitemini daha ağır şartlara bağlamış, taraf olduğumuz millet arası sözleşmelere anayasamız uyum sağlamış ve demokrasi ve hukuk devleti adına olumlu bir adım atılmıştır.



---





1. sınıf bitirme ödevimdi hocalar beğenmişti umarım bi faydası dokunur



Kaynaklar:

GÖKÇE, B.; 2001 Yılında Yapılan Anayasa Değişikliklerinin Sosyal, Ekonomik ve Siyasal Yönden Değerlendirilmesi,Anayasa Yargısı, Anayasa Mahkemesi yayınları cilt 19,Ankara 2002



GÖZLER, K.; Anayasa Değişikliğinin Temel Hak ve Hürriyetlerin Sınırlanması Bakımından Getirdikleri ve Götürdükleri”: Ankara Barosu Dergisi, Sayı 2001/4 Yıl:59, Ankara 2001



GÖZLER, K.;" 3 Ekim 2001 Tarihli Anayasa Değişikliği: Bir Abesle iştigal örneği", Anayasa yargısı, Ankara, Anayasa Mahkemesi Yayınları Cilt 19 , Ankara 2002



GÖZLER, K.; Anayasa Hukukuna Giriş, Ekin yayınları, 5. baskı, Bursa 2004



ÖZBUDUN, E.; Türk Anayasa Hukuku, Yetkin yayınları, 8. baskı, Ankara 2005



SAĞLAM, F.; 2001 Yılı Anayasa Değişikliğinin Yaratabileceği Bazı Sorunlar ve Bunların Çözüm Olanakları, Anayasa Yargısı, Anayasa Mahkemesi Yayınları cilt 19, Ankara 2002



TEZİÇ, E.; Anayasa Hukuku, Beta yayınları, 9. baskı, İstanbul 2004



YÜZBAŞIOĞLU, N.; 2001 Anayasa Değişiklikleri Üzerinde Bir Değerlendirme, Galatasaray Hukuk Fakültesi yayınları, İstanbul 2001



Araklamacı olmayalım bi kısmı bu kaynaklardan alınmıştır
Bu konu yada mesaj "www.beyforum.net" sitesine aittir.
BeyForuM isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Tags
1982, anayasasi’nda, hak, ozgurlukler, temel

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlı. Şuanki Zaman: 05:26.

-->   Turizm